Bilgisayar Destekli Öğretimin Kuramsal Temelleri

BİLGİSAYAR DESTEKLİ ÖĞRETİMİN KURAMSAL TEMELLERİ

Bilgisayar destekli öğretimin kuramsal temelleri, davranışçı kuramlar, bilişsel kuramlar ve oluşturmacı kuramlar olmak üzere üç başlık altında ele alınabilir

Davranışçı Kuramlar:

Davranışçı kuramlar öğrenme kavramını “uyarıcılarla davranışlar arasında bir bağ kurma süreci” olarak tanımlamışlar ve öğrenmenin kalıcı bir duruma gelebilmesi için uyarıcılar ile uyarıcılara karşı yapılan davranışlar arasında oluşan bağın güçlenmesi gerektiğini belirtmişlerdir.Davranışçı kuramlar genellikle öğrenilmiş fiziki davranışlar üzerine temellenmektedir.Örneğin bireyin gözüne şiddetli bir ışık geldiğinde göz kapaklarını hemen kapatması davranışçı kuramlar ile açıklanabilecek bir önermeyi betimlemektedir.

Bilişsel Kuramlar:

Davranışçı kuram öğrenmeyi dış etkilerle (pekiştirme, bitişiklik, tekrar) elde edilen bir sonuç olarak görmesine karşın, çağdaş bilişsel yaklaşımda öğrenme, insanın beyninde ve sinir sisteminde oluşan bir iç süreç olarak yorumlanmaktadır.Bilişsel öğrenme kuramcıları, davranış kuramcılarının aksine, öğrencilerin sunulan bilgileri alan edilgen bireyler olmadığı, bireylerin bilgileri duyu organları ile aldığını, bu bilgileri kodladığını, hafızaya kaydettiğini ve gerektiğinde hafızadan geri çağırıp kullandıklarını ileri sürmüşlerdir.Bilişsel kuramlar öğrenme olayını açıklarken aşağıdaki temel noktalara işaret etmektedir;

Öğrenen dış uyarıcıların pasif bir alıcısı değil, onların özümleyicisi ve davranışların aktif oluşturucusudur.

Öğrenen kendi öğrenmesinde sorumluluk taşıyan, verileni olduğu gibi atan değil, verilerin taşıdığı anlamı keşfedendir.

Öğrenen, verilen bilgiler arasında, uygun olanları seçen ve işleyendir.

Öğrenen kendisine kazandırılmak istenen bir ilke de olsa, onun anlamını bulmak, diğer ilkelerle ilişkisini kurarak ve daha önce öğrendikleriyle bağdaştırarak ona anlam vermek zorundadır.

Oluşturmacı Kuramlar:

Öğrenme konosunda oluşturmacı yaklaşımlar, bilişsel ve davranışsal kuramların öğrenme sürecine getirdiği açıklamaları yeterli bulmayarak öğrenme sürecinde bireyin daha aktif rol alması gerektiğini, ayrıca bilginin birey tarafından yalnız başına oluşturulamayacağını, bireyin içinde yaşadığı toplumda bilginin oluşturulmasında etkili olduğu belirtmektedir.Oluşturmacı kuram da, bireyler karşılaştıkları yeni bilgileri önce mevcut olan bilgileri ile karşılaştırırlar.Yeni bilgi mevcut bilgiler ile uyum gösteriyorsa hafızalarına yeni bilgileri yerleştirirler.Ancak yeni bilgi, eski bilgiler ile uyumsuzluk gösteriyorsa zihinsel yapılarında şekillendirmeler yaparak, yeni bilgileri eski bilgileri ile bütünleştirir.

Davranışçı kuramlar 20. yüzyılın başlarında B.F. Skinner’in çalışmaları ile eğitim dünyasında yerini almış ve değer kazanmıştır.Bilişsel kuram, davranışçı kuramın insanların öğrenme süreçlerini sadece etkilere tepki üretmesi sürecinden ibaret olmayacağını ileri süren bilim adamları tarafından20. yüzyılın sonlarına doğru Piaget, Brunner ve Vygotsky’nin çalışmaları ile alan yazına dahil olmuştur.

Öğretim kuramlarının temel özelliklerinin farklı yönleri ile incelenmesi bilgisayar destekli öğretim uygulamalarına öğretim kuramlarının getirdiği katkıları anlamak adına yararlı olacaktır.Aşağıda davranışçı, bilişsel ve oluşturmacı öğrenme kuramlarının; temel dayanak noktaları, öğrenmeye bakış açıları, öğrenme türleri, öğretmen ve öğrenci rolleri temelinde ele alınmıştır.

Davranışçı kuramların öğrenmeye bakış açısı kasıtlı davranış değişiklikleri şeklinde iken, bir başka deyişle davranışçı kuram öğrenme sürecini uyarıcı tepki arasında kurulan bağlar şekline açıklarken, bilişsel kuram öğrenme sürecinde zihinsel süreçlerin etkin olduğunu ve bilgilerin kodlanarak, zihinsel şemaların değişerek öğrenildiğini ileri sürmektedir.Oluşturmacı yaklaşım ise öğrenme sürecinde bireyin aktif olduğunu ve bilgiyi araştırma, yorumlama ve analiz etme etkinliklerinin bireyin sorumluluğunda ileri sürmektedir.

Eğitim ortamlarının kurumlara göre değişimi incelendiğinde ise; davranışçı kuram öğretimin geleneksel ortamlarda meydana gelebileceğini belirtirken, bilişsel kuram teknolojinin eğitim ortamlarına girmesini gerekli kılmaktadır.Oluşturmacı kuram ise eğitim ortamlarının etkileşimli olması gerektiğini belirtirken bilgisayardan eğitim ortamlarında her türlü amaç için yararlanması gerektiğini belirtmektedir.

Davranışçı kuramlar öğrencinin edilgen bir şekilde sınıf ortamı içerisinde bulunmasını ve uyaranlar ile öğrencilerin desteklenmesi gerektiğini ileri sürerken, bilişsel kuramlar öğrencinin yarı etkin bir konuma gelmesini ve öğretmen ya da çevreden gelen uyarıcıları seçerek ve seçtiği uyarıcıları kullanarak öğrenmenin gerçekleştiğini ileri sürerler.Davranışçı ve bilişsel kuramların aksine oluşturmacı kuramlar öğrencinin öğrenme sürecinde etkin bir rol almasını, sınıf içinde düzenlenen grup çalışmalarına katılmasını ve çevre ile etkileşime girmesi gerektiğini ileri sürmektedir.

Davranışçı kuramlar öğretmenlere öğrenme ortamlarında disiplin sağlayıcı bir rol yüklemekte ve öğrenme için gerekli olan bilgilerin dağıtıcısı ve aktarıcısı olan bir rol yüklenmektedir.Bilişsel kuramlar davranışçı kuramların yüklediği rolü hafifleterek öğretmeni bilgi edinme sürecini yönlendiren bireyler olarak tanımlamaktadır.Oluşturmacı kuramlar ise öğretmenleri öğrenciye yardım eden ve öğrenciler ile işbirliği yaparak, onlara rehberlik yapan bireyler olarak görmektedir.Ayrıca oluşturmacı kuramlar öğretmenleri sınıfta etkileşim ortamını sağlayacak ve devam ettirecek bireyler olarak görmektedir.Sınıf içi etkileşimin artmasıyla öğrenciler grup halinde çalışabilecekler aynı zamanda bireysel olarak eriştikleri bilgileri gruplara getirerek tartışacaklardır.Oluşturmacı kuramların öğretmen rollerine getirdiği en büyük değişim ise; öğretmeni bilgi kaynağı, bilgiyi dağıtan birey olmaktan çıkarıp öğrencilerin birincil bilgi kaynaklarına erişimini sağlayan bireyler haline getirmesidir.

Bilgisayar destekli öğretime ilişkin ilk çalışmalar 1900’lü yılların ortasında Sidney Presley ve B.F. Skinner’in çalışmaları ile ortaya çıkmıştır.Skinner ve Presley birbirlerine çok yakın tarihlerde davranışçı kuramın ilkelerini de göz önüne alarak öğrenme makinesi ya da programlanmış yazılar ismi ile tanınan bilgisayar dosyalarını üretmiştir.Ancak öğrenme makinesi davranışçı kuramların etkisinde kalınarak üretildiği için programlar öğrencilerin bireysel farklılıklarına göre tasarlanamıyor ve öğrencilere çeşitli uyarıcılar sunamıyordu.

1963 yılında Stanford Üniversitesi ilköğretim öğrencileri için öğretimsel amaçlı olarak bir matematik yazılımı geliştirmiştir.Mantık konusunda öğretimsel materyaller içinde program 1964 yılında 41 öğrenci üzerinde IMSSS enstitüsünde bulunan bilgisayara telefon hatları ile bağlı olan teletype makineleri üzerinden dağıtılarak denemesi yapılmıştır.

1966 yılına kadar bilgisayar destekli öğretim uygulamalarında öğrenciler bilgisayar sunucularına bağlı teletype makinelerini veya elektronik daktilo cihazlarını kullanmaktaydılar.1966 yılında ise IBM firması 1500 öğretim sistemi adını verdikleri öğretimsel amaçlı bilgisayar sisteminin geliştirilmesi ile öğrenciler televizyonları bilgisayar ekranı olarak kullanabilmişler ve çeşitli ses kasetlerini dinleyebilmişlerdir.

1970’li yıllarda ise bilgisayar destekli öğretim uygulamaları, bilgisayar ve yazılımlarda meydana gelen gelişmelerin paralelinde, değerlendirme modülleri de içermeye başlamış ve öğretmenler derslerinde bilgisayar uygulamalarını kullanmaya başlamışlardır.1975 yılında Bilgisayar Programcıları Birliği kolej öğrencileri için teletype makinelerinin ve bilgisayarların bir arada çalışabildiği ve kampus içerisinde yakınlarındaki alanlara yerleştirilmiş ve kampus alanındaki sunucu bilgisayarlara telefon hatları ile bağlı bilgisayar sistemlerini hizmete sunarak öğrencilerin kampus yakınlarında bilgisayar destekli eğitim uygulamalarına katılmalarını sağlamıştır.

Bilgisayar destekli öğretim uygulamaları ilk yıllarında öğrencinin tek başına çalışabildiği ve bireysel olarak testler yapabildiği ve gerekli dönütleri aldığı sistemler olarak tasarlanmıştır.Bu tasarım yaklaşımı davranışçı kuramın ilkeleri ile birebir örtüşmektedir.Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar; birebir yapılan uygulamaların öğrencilerin akademik başarıları üzerindeki etkisinin çok fazla olmadığını ve öğrencilerde toplumdan soyutlanmışlık hissi uyandırdığını ortaya çıkartmıştır.Oluşturmacı yaklaşımın yaygınlaşması ile öğretim amaçlı özel bilgisayar programlarının yazılmasının yerine bilgisayar ve internet uygulamalarının öğretim amaçlı kullanımı önemi arttırmaktadır.[1]

Aralık 20, 2011 tarihinde Bilgisayar Destekli Öğretimin Kuramsal Temelleri içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: